top of page

İNŞAAT MALİYETLERİNDEKİ ÖNGÖRÜLEMEYEN ARTIŞLAR NEDENİYLE MÜTEAHHİDİN SÖZLEŞMEYİ UYARLAMA VEYA FESİH TALEPLERİ (AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ)

7 Nis
2 dakikada okunur

Son yıllarda Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon, döviz kuru dalgalanmaları ve inşaat girdilerindeki ciddi maliyet artışları, özellikle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri başta olmak üzere birçok eser sözleşmesinde taraflar arasındaki ekonomik dengeyi derinden etkilemiştir. Bu durum, yükleniciler açısından sözleşmenin başlangıcında öngörülen maliyet yapısının tamamen değişmesine ve edimin ifasının katlanılamaz hale gelmesine yol açabilmektedir. Bu gibi hallerde Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen “aşırı ifa güçlüğü” kurumu gündeme gelmektedir.


Aşırı İfa Güçlüğünün Hukuki Dayanağı


TBK m.138 uyarınca, sözleşmenin kurulduğu sırada taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması ve bu durumun borcun ifasını dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede güçleştirmesi halinde, borçlu sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir. Uyarlamanın mümkün olmaması durumunda ise sözleşmenin feshi gündeme gelir.


Bu hükmün uygulanabilmesi için genel olarak şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:

  • Sözleşme kurulduktan sonra olağanüstü bir durum meydana gelmiş olmalıdır

  • Bu durum taraflarca öngörülebilir nitelikte olmamalıdır

  • Borcun ifası borçlu açısından aşırı derecede güçleşmiş olmalıdır

  • Borçlu edimini henüz ifa etmemiş veya ifayı ihtirazi kayıtla gerçekleştirmiş olmalıdır

İnşaat sektöründe yaşanan ani ve yüksek oranlı maliyet artışları, uygulamada bu şartların somut olayda değerlendirilmesini gerektirmektedir.


İnşaat Sözleşmelerinde Uygulama Alanı


İnşaat sözleşmeleri, uzun süreli ve yüksek maliyetli projeleri içermesi nedeniyle ekonomik dalgalanmalardan doğrudan etkilenmektedir. Özellikle:

  • Demir, çimento ve enerji maliyetlerindeki ani artışlar

  • Döviz kuruna bağlı ithal malzeme fiyatlarının yükselmesi

  • İşçilik ve finansman giderlerindeki artış

yüklenici açısından sözleşmenin ekonomik dengesini ciddi şekilde bozabilmektedir.


Ancak her maliyet artışı, aşırı ifa güçlüğü kapsamında değerlendirilmez. Artışın, sözleşme dengesini “olağan ticari risk” sınırlarının ötesinde bozması gerekir.


Uyarlama Talebi


Aşırı ifa güçlüğü halinde öncelikli çözüm, sözleşmenin uyarlanmasıdır. Uyarlama ile amaç, sözleşmenin tamamen ortadan kaldırılması değil; değişen koşullara uygun hale getirilmesidir.


Bu kapsamda mahkemeden:

  • Sözleşme bedelinin güncellenmesi

  • Edimlerin yeniden dengelenmesi

  • Süre uzatımı verilmesi

gibi taleplerde bulunulabilir.


Mahkemeler, uyarlama taleplerini değerlendirirken sözleşmenin devamını mümkün kılacak bir denge kurmaya çalışmaktadır.


Fesih Talebi


Uyarlamanın mümkün olmadığı veya sözleşmenin sürdürülmesinin objektif olarak anlamsız hale geldiği durumlarda, yüklenici sözleşmenin feshedilmesini talep edebilir. Fesih, özellikle projenin ekonomik olarak sürdürülemez hale geldiği hallerde gündeme gelmektedir.


Ancak fesih, uyarlamaya göre daha ağır sonuçlar doğurduğundan, mahkemeler genellikle öncelikle uyarlama imkânını değerlendirmektedir.


İspat ve Yargılama Süreci


Aşırı ifa güçlüğüne dayalı davalarda ispat büyük önem taşır. Yüklenicinin:

  • Maliyet artışlarını somut verilerle ortaya koyması

  • Sözleşme tarihindeki ve dava tarihindeki ekonomik koşulları karşılaştırması

  • Artışın öngörülemez olduğunu ispat etmesi

gerekmektedir.


Bu süreçte bilirkişi incelemeleri belirleyici rol oynar ve çoğu zaman teknik ve ekonomik analizlere dayanır.


Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar


Aşırı ifa güçlüğüne dayalı taleplerde bazı stratejik hususlar öne çıkmaktadır:

  • Yüklenicinin sözleşme sürecinde riskleri ne ölçüde öngörebileceği

  • Sözleşmede fiyat farkı veya uyarlama hükümlerinin bulunup bulunmadığı

  • Edimin hangi aşamada olduğu

Özellikle büyük ölçüde tamamlanmış projelerde fesih yerine bedel uyarlaması veya eksik iş bedeli gibi çözümler daha sık tercih edilmektedir.


Sonuç


İnşaat maliyetlerindeki öngörülemeyen artışlar, yükleniciler açısından sözleşmenin ekonomik temelini sarsabilecek nitelikte olabilir. Bu gibi durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi kapsamında sözleşmenin uyarlanması veya feshi talep edilebilir.


Ancak bu taleplerin kabulü, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmekte olup; ekonomik verilerin güçlü şekilde ortaya konulması ve hukuki şartların titizlikle incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, özellikle yüksek bedelli ve uzun süreli inşaat projelerinde, sürecin uzman hukuki destek ile yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page